Hürriyet Sağlık Sen ana sayfa

Köşe Yazıları

Sağlık ve sosyal hizmet alanına, çalışma hayatına ve çalışanların gündemine ilişkin değerlendirme ve görüşleri köşe yazılarımızdan takip edin.

  • Promosyonun Sahibi Kim? Kurum Mu, Banka Mı, Personel Mi?

    Ahmet ÜNAL

    BANKA PROMOSYONU: PAZARLIK KONUSU DEĞİL, KAMU KAYNAĞIDIR Kamu çalışanlarının maaşlarının bankalar aracılığıyla ödenmesi karşılığında kurumlara ödenen “banka promosyonu”, çoğu zaman sadece “kaç para aldık?” sorusuna indirgenmiş durumda. Oysa promosyon, basit bir pazarlık kalemi değil; kamu kaynağının kullanım biçimini doğrudan ilgilendiren, mevzuatla çerçevesi çizilmiş bir mali haktır. 2007/21 sayılı ve 20.07.2007 tarihli Başbakanlık Genelgesi ile kamu kurum ve kuruluşlarında maaş ödemelerine aracılık edecek bankanın, üç kişilik bir komisyon eliyle teklif toplanarak belirlenmesi, personel lehine azami promosyon tutarına ulaşılması ve uygulama birliğinin sağlanması hedeflenmiştir. Sonrasında yayımlanan 2008/18 ve 2010/17 sayılı genelgelerle de bu çerçeve güçlendirilmiş, promosyon tutarının tamamının personele dağıtılması ilkesi açıkça vurgulanmıştır. Yani kâğıt üzerinde resim nettir: –Banka promosyonu, bir “ek gelir” gibi kapalı kapılar ardında paylaşılacak bir havuz değildir. – Bu tutarın tamamı çalışanlara aittir ve şeffaf, rekabetçi bir süreçle belirlenmelidir. İHALE YAPMADAN, REKABET OLUŞTURMADAN PROMOSYON OLMAZ Sahadan bize ulaşan en büyük şikâyetlerden biri şudur: “Bakanlığın bir bankayla yaptığı protokole dayanarak, il düzeyinde ihalesiz, pazarlıksız, bize sorulmadan promosyon anlaşması yapıyorlar.” Oysa 2007/21 sayılı Genelge çok açık bir hüküm getiriyor: Maaşların hangi banka aracılığıyla ödeneceği; kurulacak komisyon tarafından, istekli bankalardan teklif alınmak suretiyle belirlenmelidir. Yani: – Birden fazla bankadan yazılı teklif alınmadan, – Bu teklifler kıyaslanmadan, – Personel lehine en avantajlı teklif ortaya konmadan, “Bakanlık zaten şu bankayla anlaşmış, siz de mecburen onu kullanacaksınız” demek; genelgenin ruhuna da, kamu yararı ilkesine de aykırıdır. Üstelik promosyon, sadece kişi başına düşen çıplak rakamdan ibaret değildir. Protokol süresi (3 yıl mı, 5 yıl mı?), kapsama giren ödemeler (sadece maaş mı, nöbet, icap, ek ödeme, teşvik vb. dahil mi?), yeni başlayan personelin dahil edilip edilmediği, emeklilerin ve işçilerin bu protokolden nasıl yararlandığı gibi unsurlar da birlikte değerlendirilmelidir. Kısa vadede “yüksek gözüküyor” diye imzalanan, ama uzun vadede enflasyon karşısında eriyen protokoller; kamu zararına ve çalışan aleyhine sonuçlar doğurmaktadır. PROMOSYONUN SAHİBİ KİM? KURUM MU, BANKA MI, PERSONEL Mİ? Promosyonun hukuki niteliği tartışılırken önemli bir nokta daha var: Kamu kurumları ile bankalar arasında yapılan promosyon sözleşmeleri, uygulamada “üçüncü kişi yararına sözleşme” niteliğini taşımaktadır. Yani sözleşmenin tarafları kurum ve banka olsa da; promosyonun doğal ve nihai muhatabı, maaşları o banka üzerinden ödenen çalışanların kendisidir. Nitekim 2010/17 sayılı Genelge ile 2007/21 sayılı Genelge’nin 4. maddesi değiştirilmiş ve “banka tarafından verilecek promosyon miktarının tamamı personele dağıtılacaktır” hükmü açıkça getirilmiştir. Bu noktada şu soru son derece kritik: SAĞLIK ÇALIŞANLARI AÇISINDAN PROMOSYON: YÜKSEK RİSK, DÜŞÜK ŞEFFAFLIK Sağlık alanında promosyon konusu daha da hassastır. Çünkü: –On binlerce çalışanın maaşı tek bir protokol üzerinden bankaya bağlanmakta, –Protokol tutarı milyonlarca, hatta kimi yerlerde milyarlarca lirayı bulabilmekte, – Ancak sözleşme süreçlerine çoğu zaman ne çalışan ne de sendika dâhil edilmektedir. Uygulamada gördüğümüz tablo şudur: – İdare, kapalı kapılar ardında, çoğu zaman sadece kendi belirlediği dar bir komisyonla görüşmeler yapmakta, –Bazı illerde ihale kültürü ve rekabet mekanizması neredeyse tamamen devre dışı bırakılmakta, – Protokol şartları personele açık, anlaşılır ve karşılaştırılabilir şekilde sunulmamaktadır. Bu durumda hem kamu kaynaklarının etkin kullanımı hem de çalışan hakkının korunması ciddi biçimde tartışmalı hale gelmektedir. SENDİKA OLARAK NEREDE DURUYORUZ? ŞEFFAFLIK TALEP EDİYORUZ Promosyon protokollerinin hazırlanma, teklif alma ve değerlendirme süreçlerinin; çalışan temsilcilerine ve sendikalara açık olmasını istiyoruz. Hangi bankadan, hangi kriterle, hangi gerekçeyle teklif alındığı ve neden tercih edildiği şeffaf olmalıdır. REKABET VE İHALE İLKESİNİN UYGULANMASINI ZORLUYORUZ 2007/21 sayılı Genelge ve devamındaki düzenlemelerin gereği olarak, birden fazla bankadan teklif alınmasını, açık ve yazılı tekliflerin komisyon tutanağına bağlanmasını talep ediyoruz. “Üst protokol var, sizin ihaleye çıkmanıza gerek yok” anlayışının karşısındayız. . GEREKTİĞİNDE YARGI YOLUNA BAŞVURMAKTAN ÇEKİNMİYORUZ Açık kamu zararı riski taşıyan, ihalesiz yapılan veya çalışan aleyhine açık dengesizlik içeren promosyon protokollerine karşı hukuki süreçleri işletiyoruz. Sayıştay denetimi, dilekçe ve başvurular, CİMER ve yargı yolları dâhil olmak üzere tüm hukuki enstrümanları kullanmakta kararlıyız. SON SÖZ: PROMOSYONU DEĞİL, HAKKI KONUŞALIM Bugün promosyon tartışmalarında odak çoğu zaman “kaç lira aldık, komşu il ya da diğer kurum kaç lira aldı?” eksenine sıkışıyor. Oysa bizim asıl sormamız gereken sorular şunlar: Bu süreç mevzuata uygun mu yürütüldü? Rekabet sağlandı mı, en iyi teklif gerçekten alındı mı? Bu protokol, önümüzdeki birkaç yılın ekonomik koşullarına göre çalışanı koruyor mu? Biz bu soruları sormaya, yanıtlarını takip etmeye ve gerektiğinde hukuki mücadeleyi büyütmeye devam edeceğiz. Çünkü banka promosyonu bir lütuf değil; emeğiyle ayakta duran her bir sağlık çalışanının, her bir kamu emekçisinin alın teriyle hak ettiği meşru bir mali haktır. Ve biz, bu hakkın tek kuruşunun dahi heba edilmemesi için buradayız.

    İncele
  • Aile Hekimliklerinde Sorun Yetersiz Personel Ve Hak Kaybı

    A. Oğuzhan BATÇIK

    Aile sağlığı merkezlerinde görev yapan sağlık çalışanları, yetersiz personel, ağır iş yükü ve ücret kesintileri gibi pek çok sorunla karşı karşıya. Sağlık çalışanları, meslek onurlarının korunmasını ve hak ettikleri ücretlerin eksiksiz ödenmesini talep ediyor. İzin Kullanmada ve Ücretlerde Büyük Mağduriyet Aile sağlığı merkezlerinde görev yapan ebe ve hemşireler, yıllık izin, rapor izni ve doğum izni gibi en temel haklarını bile rahatça kullanamıyor. Yıllık izin veya rapor alındığında ücret kesintisi uygulanıyor. Doğum iznine çıkan çalışanlara ise yalnızca maaşlarının yüzde 50’si ödeniyor. Özellikle kırsal bölgelerde görev yapan sağlık çalışanları, bu ekonomik baskıya dayanamayarak sık sık görev yerlerini değiştirmek zorunda kalıyor. Personel Eksikliği İş Yükünü Artırıyor Aile sağlığı merkezlerinde hemşire ve ebe sayısının yetersiz olması, iş yükünü ciddi şekilde artırıyor. Normalde iki kişinin yapması gereken işi tek kişi üstlenmek zorunda kalıyor. Bu durum, hem çalışanların tükenmişlik yaşamasına hem de hizmetin aksamasına neden oluyor. Üstelik, işlerini tam anlamıyla yerine getirmelerine rağmen sağlık çalışanları sözleşme yönetmeliği gereği yalnızca yüzde 50 oranında ödeme alabiliyor. Yoğun İş Yükü ve Güvenlik Sorunları Aile sağlığı çalışanları, aşı uygulamalarından gebelik ve çocuk izlemlerine, kronik hastalık taramalarından danışmanlık hizmetlerine kadar birçok görevi aynı anda yürütmek zorunda. Ancak, personel eksikliği nedeniyle bazı günler onlarca hastaya yetişmek neredeyse imkânsız hale geliyor. Bunun yanı sıra, aile sağlığı merkezlerinde güvenlik görevlisi bulunmaması da büyük bir risk oluşturuyor. Güvenlik önlemlerinin yetersizliği, hem sağlık çalışanlarını hem de vatandaşları tehlike altında bırakıyor. Sağlık Çalışanları Haklarını Talep Ediyor Aile sağlığı merkezlerinde görev yapan sağlık çalışanları, ücret adaletsizliğinin giderilmesini ve özlük haklarının iyileştirilmesini istiyor. Diğer sağlık birimlerinde görev yapan meslektaşlarına kıyasla çok daha düşük ücret alan aile sağlığı çalışanları, tek kalemden oluşan insan onuruna yaraşır yoksulluk sınırları üzerinde bir maaş ve emekliliklerine etki edecek şekilde düzenlenmesini talep ediyor. Sorunların çözülmemesi halinde aile sağlığı merkezlerine olan ilginin azalacağı, bunun da vatandaşların sağlık hizmetlerine erişimini zorlaştıracağı belirtiliyor. Sağlık çalışanları, bu konuda acilen adım atılması gerektiğini vurguluyor.

    İncele
  • Şanlıurfa Eğitim Ve Araştırma Hastanesi’nde Adalet İstiyoruz!

    Cengizhan KARAÇİZMELİ

    Yaptığımız BASINA açıklaması ZAM oranları ile ilgili ve hak kayıplarımız içindi, ancak bu basın açıklaması bile HAK kaybına neden olmuştur! Bugün bir kez daha sendikamızın yöneticilerinden biri olan İl Başkan Yardımcımızın görevinden alınması, hastane yönetiminin tarafsız olmadığını ve sağlık emekçilerinin hak mücadelesine yönelik baskıların devam ettiğini göstermektedir. Şanlıurfa Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde sağlık çalışanlarına yönelik baskılar, adaletsizlikler ve hak gaspları artık tahammül edilemez bir noktaya ulaşmıştır. Canını dişine takarak çalışan sağlık emekçileri, liyakatsiz yöneticilerin keyfi kararlarıyla ezilmekte, sendikal baskıya maruz kalmakta ve sistematik olarak yıldırılmaya çalışılmaktadır. Ancak buradan açıkça ilan ediyoruz: Bu tür keyfi uygulamalara asla boyun eğmeyeceğiz! Haksızlık karşısında susmayacak, her platformda mücadelemizi sürdüreceğiz! PERSONEL EKSİKLİĞİ VE FAZLA MESAİ SÖMÜRÜSÜNE SON VERİLMELİDİR! Hastanede yaşanan personel eksikliği, sağlık çalışanlarını ağır bir yük altında ezmektedir. Gün aşırı fazla mesaiye zorlanan personel, adeta insanüstü bir çabayla hizmet vermeye çalışırken yöneticiler seyretmektedir! Eğer hastanede gerçekten personel eksikliği varsa, adil bir planlama yapılmalı, görevlendirmeler gözden geçirilmeli ve çalışanlar daha fazla mağdur edilmemelidir. Bu sorun ivedilikle çözülmezse, eylem dahil tüm meşru haklarımızı kullanacağımızı hatırlatıyoruz! YEMEKHANE REZALETİ DEVAM EDİYOR! Hastane yönetimi, yemekhanedeki hijyen sorunlarının giderileceğini defalarca dile getirmesine rağmen, bugüne kadar hiçbir somut adım atılmamıştır. Sağlık çalışanları, sağlıksız ve hijyenik olmayan yemeklere mahkûm edilmektedir. Eğer bu konuda en kısa sürede gerekli düzenlemeler yapılmazsa, yemekhanenin mevcut durumunu tüm belgeleriyle kamuoyuna açıklayacağız ve yetkililer hakkında gereken başvuruları yapacağız! KREŞ HAKKI DAHA FAZLA GÖRMEZDEN GELİNEMEZ! Tüm prosedürlerin tamamlanmasına rağmen, hastane bünyesinde kreş açılmamaktadır. Çalışan annelerin çocukları sahipsiz mi bırakılmak isteniyor? Türkiye’nin en yüksek doğum oranına sahip şehirlerinden biri olan Şanlıurfa’da, sağlık çalışanı annelerin kreş ihtiyacı açıkça görmezden gelinmektedir. Eğer bu konuda bir adım atılmazsa hem hukuki hem de sendikal mücadelemizi daha da büyüteceğiz! KADIN DOĞUM ACİL SERVİSİNDEKİ TEŞVİK ADALETSİZLİĞİNE SON VERİLSİN! Şanlıurfa, Türkiye’nin en yüksek doğum oranına sahip şehri olmasına rağmen, Kadın Doğum Servisi personelleri teşvik ödemelerinde adaletsiz bir sistemin kurbanı edilmektedir. Aylar önce verilen dilekçeler hâlâ karşılık bulmamış, ödemeler eksik yatırılmaya devam etmektedir. Bu adaletsizlik sona erdirilmezse, hastane yönetiminin keyfi uygulamalarını ve ihmallerini ifşa etmekten geri durmayacağız! HASTANE YÖNETİMİ ADALETLİ DAVRANMALIDIR Buradan tüm yetkililere açıkça sesleniyoruz: Mobbinge ve sendikal baskılara derhal son verilmelidir. Personel eksikliği giderilmelidir, sağlık çalışanlarını daha fazla sömürülmemelidir! Hijyenik olmayan yemekhaneyi derhal düzeltilmelidir! Kreş sorunumuz çözüme kavuşturulmalıdır! Kadın doğum acil servisindeki teşvik adaletsizliği Giderilmelidir. Aksi takdirde, sağlık çalışanlarını daha fazla mağdur edenler hakkında her türlü hukuki, idari ve sendikal girişimde bulunacağız. Sessiz kalmayacağız, geri adım atmayacağız! HÜRRİYET SAĞLIK-SEN ŞANLIURFA ŞUBESİ Teşkilattan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Cengizhan KARAÇİZMELİ

    İncele
  • Sağlık Çalışanlarımızın Görmezden Gelinen Öncelikli Hakları

    Erdoğan ÇAKMAK

    Nöbet ücretleri artırılmadı, Ek ödemeler emekliliğe yansıtılmadı. Sözleşmeli yöneticilik modelinden vazgeçilmedi, liyakate dayalı sınavla yönetici atama yolu açılmadı. Yıpranma payı tüm meslek gruplarını kapsayacak şekilde düzenlenmedi. Kazanım diye sunulan gece çalışma tazminatı, hakkaniyetten ve beklentilerden çok uzak kaldı. Teşvik ödeme katsayıları artırılmadı. Hemşirelik Meslek Kanunu gündeme bile getirilmedi. Hemşirelik mesleği acilen branşlaşmalı! Mesleki görev tanımları yapılmadı, görev tanımı dışı çalıştırılmaya çözüm bulunmadı. Eş ve mazeret tayinlerindeki aksaklıklar masaya dahi taşınmadı. Sürekli sözleşmeli personelin kadroya geçmesi sağlanmadı. Aynı işi yapan çalışanlar arasındaki gelir adaletsizliği düzeltilmedi. Bayram ikramiyesi talebimiz yok sayıldı. Verginin %15’e sabitlenmesi talebimiz konuşulmadı bile. Sağlık çalışanlarının tüm gelirlerinin emekliliğe yansıtılması için hiçbir adım atılmadı. 3600 ek gösterge keza gündem dışı kaldı. Kreş ve kira yardımı konusunda gelişme olmadı. Yeni doğum yapmış, çocuğu küçük annelere kolaylık sağlayacak düzenlemeler yapılmadı. Ebe, hemşire, laboratuvar teknisyeni, radyoloji teknisyeni gibi sağlık kadrosundaki personelin idari inisiyatifle görev tanımı dışında çalıştırılmasının önüne geçecek bir düzenleme yapılmadı. Hekimlik mesleği ve hekimlere yönelik özlük ve mali hakları konusunda tek bir söz söylenmedi. Tüm bunlara rağmen tüm Türkiye’nin sendikası olduğunu iddia eden sarı sendikalar, haklarımızı savunamadıkları şöyle dursun, gelen emir ile (hükümet tarafından atanmış) 7 hakeme karşın hakem kuruluna taşıma kararı almıştır. Akıntıya karşı kürek çekiyorsunuz. Göstermelik iş bırakma kararı, yaptığınız komik basın açıklaması tiyatroları ile emekçinin yanında olmadığınız sürece kazanamazsınız kazanamayacaksınız! 1 milyonun üzerinde üyeye sahip olmanıza rağmen 3-5 bin kişiyi bile sahaya gelmeye ikna edemediniz. İllerde yapmış olduğunuz (mesai dışı) eylemlerinizde bile parmakla sayıldınız. Normalde yüz yüze konuşurken elde edebileceğiniz şeyleri Sağlık İş Kolunda 28 (kaza)’nım diye altına imza attınız. Hürriyet Sağlık-Sen ve tüm sağlık çalışmaları arkadaşlarımız için bu talepler olmazsa olmazdır.

    İncele
  • Sağlık Çalışanları Sayı Değil, Emeğin Temsilcisidir!

    Erdoğan ÇAKMAK

    Sağlık Çalışanlarını Sayı Olarak Görenlere Cevabımız Net! Mayıs ayı yaklaştıkça, her yıl olduğu gibi yine aynı sahneleri izliyoruz. Yetkili sendika ve onun yandaşı olan diğer sendika, hastanelerde çalışanlara giderek, “Mayıs ayında bizde olun, yetki döneminde bizim sayımızı artırın” diyerek baskı kurmaya çalışıyor. Buradan açık ve net soruyoruz: Yıllardır yetkilisiniz, yıllardır büyüğüm diye geziyorsunuz, peki bugüne kadar sağlık çalışanları için ne yaptınız? Özlük haklarımız için hangi mücadeleyi verdiniz? Haksızlıklara karşı ne zaman dimdik durdunuz? Sağlık çalışanlarının yaşadığı şiddete, ağır çalışma koşullarına, düşük ücretlere karşı hangi somut kazanımları sağladınız? Koskoca bir hiç! Ama Mayıs ayı yaklaşınca yine aynı nakarat: “Bizde olun, sayımız fazla çıksın.” Sağlık çalışanları sizin sayı oyununuzun bir parçası olmayacak! Bizim mücadelemiz sayılarla değil, hak ve adalet içindir! Hürriyet Sağlık Sen olarak, hiçbir üyemizin bu söylemlere kanmaması gerektiğini bir kez daha vurguluyoruz. Çünkü biz tabela değil, mücadele sendikasıyız! Hak için, adalet için, gerçek sendikacılık için birlikteyiz! Hürriyet Sağlık Sen Genel Başkanı Erdoğan Çakmak

    İncele
  • Enflasyon Oyunlarına Artık Son Verilmeli!

    Erdoğan ÇAKMAK

    Her yıl aynı senaryoyu yaşıyoruz. Ocak ayında maaşlara yapılan zamlar, daha ilk ayda eriyip gidiyor. Enflasyon rakamları açıklandığında ise hep aynı tabloyla karşılaşıyoruz: Gerçek hayatta hissettiğimiz ekonomik sıkıntılarla, TÜİK’in açıkladığı veriler arasında büyük bir uçurum var. Bu yıl da değişen bir şey olmadı. TÜİK, Ocak ayı enflasyonunu %5,03, yıllık enflasyonu ise %42,12 olarak açıkladı. Oysa hepimiz biliyoruz ki, maaşlara yapılan artış, market raflarında, faturalarımızda, kira giderlerimizde çoktan buhar olup uçtu. Geçen yıl Ocak ayında enflasyon %6,7 olarak açıklanmıştı, ancak o günden bu yana hayat pahalılığı daha da arttı. Ne ilginçtir ki, zamlar artarken baz etkisi bahanesiyle enflasyon rakamları düşük gösteriliyor! Peki, sağlık çalışanları, emekçiler ve dar gelirli vatandaşlar bu oyunun neresinde? Onlar, kamu israfı devam ederken ekonomik krizin faturasını ödemeye mahkûm ediliyor. Kamu kurumlarında gereksiz harcamalar sürerken, sağlık çalışanları her geçen gün biraz daha geçim sıkıntısına sürükleniyor. Hürriyet Sağlık Sen olarak biz, gerçek tasarruf politikalarının hayata geçirilmesini ve adil bir ekonomik sistemin uygulanmasını istiyoruz. Sağlık çalışanlarının, kamu emekçilerinin alım gücü her geçen gün azalırken, bu sahte enflasyon hesaplamalarıyla halkın kandırılmasına artık son verilmelidir! Bu bir çağrıdır: Adil bir ekonomi politikası istiyoruz! Emekçilerin emeğinin karşılığını alabildiği, maaş zamlarının daha ilk aydan erimediği bir düzen talep ediyoruz! Çünkü sağlık çalışanlarının ve kamu emekçilerinin alın teri, ekonomik manipülasyonlara kurban edilemeyecek kadar değerlidir. Erdoğan Çakmak Hürriyet Sağlık Sen Genel Başkanı

    İncele
  • Sağlık Çalışanlarının Görünmeyen Yükü: Tükenmişlik Ve Psikolojik Destek İhtiyacı

    Ergin Gün

    Pandemiyle birlikte sağlık çalışanları, hiç olmadığı kadar büyük bir yükün altına girdiler. Günlerce evlerine gidemeyen, ailelerinden uzak kalan, bitmeyen mesailerde nefes almadan çalışan bu kahramanlar, toplumun şükranını kazanırken aynı zamanda ruhsal olarak büyük bir yıpranma yaşadılar. Ancak pandemi sonrasında sağlık çalışanlarının yaşadığı tükenmişlik sendromu, toplumun dikkatinden hızla çıktı. Her ne kadar pandeminin akut etkileri sona ermiş gibi görünse de sağlık çalışanlarının üzerindeki baskı azalmadı. Artan hasta yoğunluğu, sağlık sisteminde yaşanan personel eksiklikleri ve nöbetler, onların ruhsal dayanıklılığını ciddi şekilde zorlamaya devam ediyor. Sürekli değişen görevler, sorumluluklar ve beklentiler, çalışanların tükenmişlik sendromuyla karşı karşıya kalmasına neden oluyor. TÜKENMİŞLİK: GÖRÜNMEYEN BİR TEHLİKE Tükenmişlik sendromu, yalnızca fiziksel yorgunlukla sınırlı kalmaz; duygusal çöküntü, umutsuzluk hissi ve insan ilişkilerinde yıpranma gibi belirtilerle kendini gösterir. Sağlık çalışanları, çoğu zaman başkalarının sağlığı için kendi sağlıklarını ihmal ederler. Hasta memnuniyeti odaklı baskılar ve uzun çalışma saatleri, bir süre sonra onların işten soğumasına ve motivasyon kaybına yol açar. Üstelik mesleklerine olan bağlılıkları nedeniyle bu durumlarını itiraf etmekten çekinir, profesyonel destek arayışına girmekte zorlanırlar. PSİKOLOJİK DESTEK SİSTEMİ: YETERSİZ Mİ? Sağlık çalışanlarına yönelik psikolojik destek hizmetlerinin yetersiz olduğu bir gerçektir. Bazı büyük hastanelerde psikolojik danışmanlık hizmetleri verilse de bu destekler genellikle sistematik ve yaygın değildir. Ayrıca birçok sağlık çalışanı, destek almak istese bile iş yükü ve zaman darlığı nedeniyle bu imkânlardan faydalanamaz. Burada hem sağlık yöneticilerine hem de politikacılara önemli görevler düşmektedir. Ruhsal sağlığı korumak, yalnızca bireysel çabalarla değil, kurumsal yapılar ve politikalarla mümkün olabilir. Psikolojik danışmanlık hizmetlerinin yaygınlaştırılması, kurum içi destek programlarının artırılması ve çalışanların ruh sağlığını koruyacak bir iş-yaşam dengesi sağlanmalıdır. Ne YAPILABİLİR ? Öncelikle, tükenmişlik sendromunun sağlık çalışanları arasında yaygın olduğunun farkına varılması gerekiyor. Sağlık yöneticileri, çalışanların ruhsal durumunu gözlemlemek için düzenli geri bildirim mekanizmaları kurmalıdır. Ayrıca, psikolojik destek programlarına erişim kolaylaştırılmalı ve bu hizmetlerden faydalanmanın bir zayıflık değil, aksine sağlıklı bir adım olduğu mesajı verilmelidir. Daha da önemlisi, sağlık çalışanlarının üzerindeki iş yükünü hafifletmek için kadro sayıları artırılmalı ve nöbet sistemleri yeniden düzenlenmelidir. İş yerinde güvenli ve sağlıklı bir ortam sağlamak, çalışanların performansını artıracak ve işlerine olan bağlılıklarını güçlendirecektir. SAĞLIK ÇALIŞANLARI YALNIZ DEĞİLDİR Sağlık çalışanları yalnızca fiziksel değil, ruhsal olarak da güçlü olmalıdır. Ancak bu gücü tek başına bulmak her zaman mümkün değildir. Toplum olarak onların yanında durmalı, yalnızca alkışlarla değil, somut çözümlerle destek olmalıyız. Pandemi sürecinde omuzlarımıza yük olan tüm sorumlulukları taşıyan bu kahramanların sağlığını korumak, hepimizin borcudur. Unutmayalım ki sağlıklı sağlık çalışanları, sağlıklı bir toplumun en büyük güvencesidir.

    İncele
  • Sağlıkta Şiddet: Hızla Artan Bir Kriz Ve Çözüm Önerileri

    Cengizhan KARAÇİZMELİ

    Son yıllarda sağlık çalışanlarına yönelik şiddet olaylarının artması, acil önlem alınması gereken bir kriz haline gelmiştir. Hem fiziksel hem de sözlü şiddet, sağlık profesyonellerinin işlerini güvenli bir şekilde yapmalarını engellemekte ve motivasyonlarını olumsuz etkilemektedir. Bir hasta ya da hasta yakınının öfkesini, sağlık çalışanlarından çıkarmaya çalışması kabul edilemez bir durumdur ve önlenmelidir. Sağlıkta şiddeti önlemek için caydırıcı yasal düzenlemelerin yanı sıra, sağlık kurumlarında güvenlik önlemlerinin artırılması gerekmektedir. Çalışanlara saldırgan bir durumla karşılaştıklarında hızlıca yardım alabilecekleri sistemler sunulmalı ve yasal süreçlerde daha hızlı sonuç alınmalıdır. Hürriyet Sağlık Sen olarak, şiddetin son bulması için gerekli adımların atılması konusunda yetkililere çağrıda bulunuyoruz ve sağlık çalışanlarının yanındayız.

    İncele
  • Tükenmişlik Sendromu İle Mücadele: Sağlık Çalışanlarının Psikolojik Destek İhtiyacı

    Yusuf ÇAKIR

    Sağlık çalışanları, yoğun iş temposu ve sürekli stres altında çalışmanın sonucunda tükenmişlik sendromu ile karşı karşıya kalabiliyor. Bu durum, sadece çalışanların kişisel yaşamlarını değil, aynı zamanda iş performanslarını da olumsuz etkiliyor. Tükenmişlik sendromu yaşayan bir sağlık çalışanı, işine odaklanmakta zorlanabilir ve hasta güvenliği açısından riskler doğabilir. Psikolojik destek programlarının sağlık çalışanları için yaygınlaştırılması, bu sorunun çözümü için atılması gereken önemli bir adımdır. Ayrıca, çalışanların stresle başa çıkabilmeleri için eğitimler ve rehberlik hizmetleri sunulmalıdır. İş yükünün azaltılması ve nöbet sayılarının makul seviyelere çekilmesi de tükenmişlik sendromuyla mücadelede etkili olabilir. Hürriyet Sağlık Sen olarak, sağlık çalışanlarının ruh sağlığının korunması için gereken adımların bir an önce atılmasını talep ediyoruz.

    İncele
  • Basın İle İletişim Stratejimiz

    A. Oğuzhan BATÇIK

    Sendikamız, üyelerimizin ve kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi amacıyla basın ile olan ilişkilerini büyük bir titizlikle yürütmektedir. Basın ile kurduğumuz iletişimde şeffaflık, doğruluk ve sorumluluk ilkelerine bağlı kalınarak aşağıdaki stratejiler doğrultusunda hareket edilmektedir: 1.Doğru ve Zamanında Bilgilendirme: Sendikamızın faaliyetleri ve kamu yararına yönelik çalışmaları hakkında basına doğru ve eksiksiz bilgi sunulması öncelikli ilkemizdir. Yanıltıcı veya eksik bilgilere asla yer verilmemekte, her açıklama titizlikle hazırlanarak kamuoyuna sunulmaktadır. 2.Düzenli Basın Açıklamaları: Önemli gelişmeler ve kararlar hakkında düzenli basın açıklamaları yapılmakta, sendikamızın mesajları zamanında ve etkili bir şekilde kamuoyuna iletilmektedir. Bu açıklamalar, hem yazılı basın hem de dijital medya aracılığıyla geniş bir kitleye ulaştırılmaktadır. 3.Medya ile Güçlü İş Birliği: Ulusal ve yerel medya kuruluşlarıyla kurduğumuz iş birlikleri sayesinde, sendikamızın sesi daha geniş kitlelere ulaştırılmaktadır. Medya ile olan bu güçlü bağ, sendikamızın faaliyetlerini ve sektörel gelişmeleri toplumla paylaşmamıza olanak sağlamaktadır. 4.Kriz İletişimi: Beklenmedik olaylar veya kriz durumlarında, hızlı ve etkili bir kriz iletişimi stratejisi izlenmektedir. Bu süreçte, basın ile yapılan paylaşımlarda doğruluk ve sorumluluk temel alınarak, kriz durumlarının yönetimi profesyonel bir anlayışla yürütülmektedir. 5.Dijital Platformlar ve Sosyal Medya: Sendikamız, dijital çağın gerekliliklerine uygun olarak sosyal medya ve dijital platformlarda aktif bir şekilde yer almakta, kamuoyuna anlık bilgilendirmeler yapmaktadır. Bu platformlarda yapılan paylaşımlar, sendikamızın vizyonunu yansıtmakta ve toplumsal farkındalık oluşturmaktadır. Basın ile kurduğumuz güçlü ve şeffaf iletişim, sendikamızın kurumsal itibarını güçlendirirken, topluma ve üyelerimize karşı sorumluluğumuzu en iyi şekilde yerine getirmemizi sağlamaktadır.

    İncele
  • Sağlık Çalışanlarının Görünmeyen Mücadelesi: Daha İyi Çalışma Koşulları İçin Talepler

    Ahmet ÜNAL

    Sağlık çalışanları, hayat kurtarmak ve toplumun sağlığını korumak için büyük bir özveriyle çalışıyor. Ancak, onların bu fedakarlıkları çoğu zaman görünmeyen bir mücadeleyi de beraberinde getiriyor. Uzun çalışma saatleri, ağır iş yükü, yetersiz dinlenme süreleri ve nöbetler, sağlık çalışanlarının yaşadığı başlıca zorluklar arasında yer alıyor. Özellikle pandemi süreciyle birlikte bu sorunlar daha da derinleşti. Hürriyet Sağlık Sen olarak, sağlık çalışanlarının daha iyi çalışma koşullarına kavuşması için bir dizi talepte bulunuyoruz. Nöbet düzenlemelerinin daha adil hale getirilmesi, izin haklarının daha esnek olması ve ek ödemelerin iyileştirilmesi gibi adımların atılması gerektiğine inanıyoruz. Ayrıca, çalışanların fiziksel ve psikolojik sağlıklarını koruyabilmeleri için iş yükünün dengelenmesi ve yeterli dinlenme sürelerinin sağlanması elzemdir. Sağlık çalışanları, verdikleri emeğin karşılığını hak ettikleri şekilde almalı ve daha insani çalışma koşullarına kavuşmalıdır.

    İncele
  • Sağlık Çalışanlarının Hak Mücadelesi: Sosyal Ve Ekonomik Hakların Geliştirilmesi

    Nuri ÇAVLI

    Sağlık çalışanlarının verdikleri emeğin karşılığını almaları, toplumsal adaletin önemli bir parçasıdır. Ancak, mevcut ücret politikaları ve ek ödeme sistemleri, çoğu zaman sağlık çalışanlarının hak ettikleri değeri yansıtmamaktadır. Düşük maaşlar, düzensiz ek ödemeler ve adil olmayan döner sermaye dağıtımları, sağlık çalışanlarının ekonomik sorunlar yaşamasına neden olmaktadır. Hürriyet Sağlık Sen olarak, sağlık çalışanlarının sosyal ve ekonomik haklarının geliştirilmesi için çalışıyoruz. Ücretlerin iyileştirilmesi, ek ödemelerin adil bir şekilde dağıtılması ve döner sermaye sisteminin revize edilmesi gerekmektedir. Ayrıca, emeklilik haklarının iyileştirilmesi ve sosyal yardımların artırılması gibi konular da sendikamızın öncelikleri arasındadır. Sağlık çalışanlarının hak mücadelesi, toplumun daha iyi bir sağlık hizmetine kavuşmasının anahtarıdır.

    İncele